Cinsel ilişkide kadın ne yapmalı ?

Ece

New member
Kadın kendi bedenini tanıdıkça hangi dokunuşlardan hoşlandığını ve hangi koşullarda daha rahat hissettiğini fark edebilir. Bu keşif kişinin kendi sınırlarına uygun biçimde gerçekleşmelidir. Elde edilen bilgilerin partnerle paylaşılması da karşılıklı uyumu artırabilir.

Burada önemli bir ayrım vardır: Cinsel ilişkinin başarılı olup olmadığını yalnızca orgazm sayısıyla ölçmek, yakınlığı bir performans sınavına dönüştürebilir. Bazen sarılmak, öpüşmek, dokunmak ve birlikte rahat hissetmek de tatmin edici bir yakınlık deneyimi oluşturabilir.

Cinsellikte amaç, belirli bir sonuca ulaşmak uğruna kişinin kendisini baskı altında hissetmesi değil, iki tarafın da istek ve sınırlarına saygı gösterilen bir deneyim yaşayabilmesidir.

5. Karşılıklı Rıza ve Güven Konusunda Hassas Olmalı

Cinsel ilişkide en önemli konulardan biri karşılıklı rızadır. Rıza, iki tarafın da belirli bir cinsel etkinliği özgür iradeleriyle istemesi ve kabul etmesi anlamına gelir. İlişkinin uzun süredir devam etmesi, evli olmak veya daha önce cinsel yakınlık yaşamak, gelecekteki her yakınlaşma için otomatik izin oluşturmaz.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), cinsel sağlığı yalnızca hastalıkların bulunmaması şeklinde tanımlamaz. Fiziksel, duygusal, zihinsel ve sosyal iyilik hâlini; güvenli, haz verici ve baskıdan uzak deneyimleri de bu kavramın parçası olarak ele alır. Kaynak: WHO – Cinsel Sağlığın Tanımı.

Bu yaklaşım, cinsel ilişkide kadının görevinin partnerini memnun etmek olmadığını açıkça ortaya koyar. Kadın istemediği bir davranışı reddedebilir, yakınlaşma sırasında durmak isteyebilir veya fikrini değiştirebilir. Aynı haklar erkek partner için de geçerlidir.

Örneğin, çiftlerden biri başlangıçta cinsel ilişkiyi istese bile bir süre sonra kendisini rahatsız hissetmeye başlayabilir. Diğer tarafın bu değişikliği kişisel bir hakaret olarak görmeden kabul etmesi, güvenin korunmasına yardımcı olur.

Güven, yalnızca tehlikeli bir davranışın bulunmaması değildir. Kişinin hayır dediğinde cezalandırılmayacağını, alay edilmeyeceğini veya terk edilmekle tehdit edilmeyeceğini bilmesidir.

Sizce uzun süreli ilişkilerde rıza konusu yeterince konuşuluyor mu, yoksa çiftler birbirlerinin isteklerini zamanla kendiliğinden anlamaları gerektiğini mi düşünüyor?

6. Orgazm Konusunda Gerçekçi Beklentiler Geliştirmeli

Cinsel ilişkiyle ilgili yaygın yanlış inanışlardan biri, her kadının yalnızca vajinal penetrasyonla orgazma ulaşması gerektiğidir. Bu beklenti, kadınların kendi bedenlerini yanlış değerlendirmesine ve çiftlerin gereksiz yere performans baskısı yaşamasına neden olabilir.

Amerikan Kadın Doğum ve Jinekologlar Koleji (ACOG), kadınların cinsel yaşamlarında karşılaşabildikleri sorunların istek azalması, uyarılma güçlüğü, orgazm sorunları ve cinsel ağrı gibi farklı başlıklarda incelendiğini belirtir. Bu sorunların nedenleri arasında hormonal değişimler, bazı ilaçlar, stres, kaygı ve ilişki sorunları da bulunabilir.

ACOG'un Your Sexual Health başlıklı bilgilendirmesinde, kadınların yaklaşık 10'da 4'ünün yaşamlarının bir döneminde cinsel sorunlar yaşayabildiği belirtilir. Buradaki oran yaklaşık yüzde 40'tır. Bu, her on kadından dördünün hayatının bir döneminde böyle bir güçlükle karşılaşabileceği anlamına gelir; kadınların yüzde 40'ının sürekli aynı sorunu yaşadığı anlamına gelmez. Oran, tek bir cinsel sorunu değil, farklı sorunları kapsayan genel bir bilgilendirmedir.

Kaynak: ACOG – Cinsel Sağlığınız.

Bu veri, cinsel konularda yaşanan güçlüklerin sanıldığından daha yaygın olabileceğini gösterir. Dolayısıyla orgazma ulaşamamak veya cinsel isteğin zaman zaman azalması, kişinin kendisinde mutlaka bir eksiklik bulunduğu şeklinde yorumlanmamalıdır.

Kadın, partneriyle birlikte kendisi için rahat ve keyifli olan yakınlaşma biçimlerini keşfedebilir. Bunun için acele etmek veya belirli bir süre içinde orgazma ulaşmaya çalışmak zorunda değildir. Sorun sürekli devam ediyor, kişiyi üzüyor veya cinsel yaşamını olumsuz etkiliyorsa profesyonel destek alınabilir.

Burada erkek partnerin yaklaşımı da önemlidir. Cinsel tatmini yalnızca kendi orgazmıyla ölçen biri, partnerinin ihtiyaçlarını fark etmekte zorlanabilir. Kadının orgazmını bir başarı göstergesine dönüştürmek de benzer şekilde baskı yaratabilir. Daha sağlıklı yaklaşım, iki tarafın deneyimini birlikte değerlendirmektir.

7. Hijyen, Korunma ve Cinsel Sağlık Konularını İhmal Etmemeli

Cinsel ilişkide haz ve yakınlık kadar fiziksel sağlık da önemlidir. Kadının kendi sağlığını koruması, partneriyle birlikte sorumluluk alması ve korunma yöntemleri hakkında bilgi sahibi olması gerekir.

Öncelikle vajinanın kendi doğal dengesi bulunduğunu bilmek önemlidir. Vajinanın içini sabun, parfümlü ürün veya vajinal duş kullanarak temizlemek gerekli değildir; bu tür uygulamalar tahrişe ve doğal dengenin bozulmasına yol açabilir. Dış genital bölgenin nazikçe temizlenmesi ve tahriş edici ürünlerden kaçınılması genellikle daha uygundur.

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korunmak için prezervatif kullanımı önemlidir. Prezervatifler birçok enfeksiyonun bulaşma riskini azaltır; ancak bütün enfeksiyonlara karşı tam koruma sağlamaz. Gebelikten korunmak için de çiftin ihtiyaçlarına uygun yöntemleri değerlendirmesi gerekir. Gebelikten korunma yöntemi ile enfeksiyonlardan korunmanın aynı şey olmadığı unutulmamalıdır.

Örneğin, doğum kontrol hapı gebeliği önlemeye yardımcı olabilir ancak cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı koruma sağlamaz. Bu nedenle enfeksiyon riski bulunan durumlarda prezervatif gibi bariyer yöntemleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Kadın, partneriyle korunma konusunu konuşurken bütün sorumluluğu tek başına üstlenmek zorunda değildir. Prezervatif kullanımı, test yaptırma, gebelikten korunma ve gerektiğinde sağlık kuruluşuna başvurma, birlikte ele alınabilecek konulardır.

Kaynak: WHO – Cinsel ve Üreme Sağlığı.

8. Cinsel İlişki Sırasında Ağrı Varsa Bunu Görmezden Gelmemeli

Cinsel ilişki sırasında ağrı yaşamak, utanılması veya saklanması gereken bir durum değildir. Ağrı; yetersiz uyarılma, vajinal kuruluk, pelvik taban kaslarıyla ilgili sorunlar, enfeksiyonlar, endometriozis veya başka jinekolojik nedenlerle ilişkili olabilir.

ACOG'un When Sex Is Painful başlıklı bilgilendirmesinde, kadınların yaklaşık dörtte üçünün yaşamlarının bir döneminde cinsel ilişki sırasında ağrı yaşadığı belirtilir. Başka bir ifadeyle, bu oran yaklaşık yüzde 75'tir. Bu rakam yaşam boyu herhangi bir zamanda ağrı deneyimini ifade eder; kadınların yüzde 75'inin her cinsel ilişkide ağrı çektiği anlamına gelmez.

Kaynak: ACOG – Cinsel İlişki Sırasında Ağrı.

Bu bilgi, ağrının yaygın olabileceğini gösterir; ancak ağrının normal kabul edilmesi gerektiğini göstermez.

Kadın ilişki sırasında ağrı hissediyorsa bunu partnerine söylemeli ve gerekirse cinsel etkinliği durdurmalıdır. Ağrıya rağmen devam etmek, sorunun nedenini ortadan kaldırmaz. Kayganlaştırıcı kullanmak, daha fazla uyarılmaya zaman ayırmak veya penetrasyon içermeyen yakınlaşmaları tercih etmek bazı durumlarda rahatlama sağlayabilir. Bununla birlikte, tekrarlayan ya da şiddetli ağrılarda tıbbi değerlendirme önemlidir.

Özellikle devam eden ağrı, ilişki sonrası kanama, alışılmadık akıntı veya belirgin yanma varsa bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurulmalıdır.

Buradaki temel düşünce şudur: Cinsel ilişki sırasında rahatsızlık yaşamak, kadının yeterince çaba göstermediği anlamına gelmez. Bedensel bir belirtiyi kişisel başarısızlık gibi yorumlamak yerine nedenini araştırmak daha doğru bir yaklaşımdır.