Atatürk'e gazilik ünvanı kim verdi ?

Mert

New member
Atatürk’e Gazilik Ünvanı Kim Verdi? Cevap Aslında Oldukça Net

Bu konuya ilk bakışta cevap çok kısa görünüyor: Atatürk’e “Gazi” unvanını Türkiye Büyük Millet Meclisi verdi. Ancak biraz derine inince, “kim verdi?” sorusunun aslında “hangi makam verdi, hangi tarihte verdi, hangi olayın ardından verdi ve bu kararın arkasındaki siyasi-hukuki süreç neydi?” gibi birkaç farklı soruyu beraberinde getirdiğini görüyoruz.

Özellikle internette bazen “millet verdi”, “ordu verdi”, “İsmet Paşa ve Fevzi Paşa verdi” veya “Sakarya Savaşı sonunda kendiliğinden Gazi oldu” gibi birbirinden farklı ifadeler kullanılıyor. Bunların bazıları olayın farklı yönlerine işaret etse de hukuken doğru ifade şudur: 19 Eylül 1921 tarihinde TBMM, 153 sayılı Kanun ile Mustafa Kemal Paşa’ya “Gazilik” unvanını ve “Müşir” (Mareşal) rütbesini verdi. TBMM CDN+1

Peki bu karar nasıl ortaya çıktı? Burada bence tartışmaya değer asıl nokta başlıyor.

19 Eylül 1921’de Tam Olarak Ne Oldu?

Öncelikle tarihi sıralamayı netleştirelim.

1921 yazında Türk ordusu son derece kritik bir dönemden geçiyordu. Yunan ordusunun ilerleyişi Ankara'ya yönelik ciddi bir tehdit oluşturmuş, bunun üzerine TBMM 5 Ağustos 1921'de Mustafa Kemal Paşa'yı Başkomutan olarak görevlendirmişti. Sakarya Meydan Muharebesi ise 23 Ağustos-13 Eylül 1921 arasında gerçekleşti ve Türk ordusunun savunmadan taarruz inisiyatifine geçmesinde belirleyici bir dönüm noktası oldu. TBMM'nin kendi tarihçesinde de 19 Eylül 1921'de Mustafa Kemal'e Gazi unvanı ve Mareşal rütbesi verilmesi açıkça belirtiliyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Sakarya Zaferi'nin ardından Mustafa Kemal Paşa'ya iki önemli öneri getirildi. Bunlardan biri Gazilik unvanı, diğeri ise Müşirlik, yani bugünkü karşılığıyla Mareşallik rütbesiydi.

TBMM'nin yayımladığı parlamento tarihi çalışmasına göre, Sakarya Zaferi'nin ardından Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü, TBMM Başkanlığına telgraf göndererek Mustafa Kemal Paşa'ya Müşirlik ve Gazilik verilmesini önerdi. Ayrıca farklı milletvekillerinin imzalarını taşıyan teklifler de Meclis Başkanlığına sunuldu. Sonuçta teklifler birleştirildi ve 19 Eylül 1921'de oy birliğiyle kabul edildi. TBMM CDN

Dolayısıyla “İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak verdi” demek teknik olarak doğru değildir. Onlar teklif sürecinde önemli rol oynadılar; unvanı ve rütbeyi hukuken veren makam TBMM'dir.

Peki Neden Sakarya Zaferi'nden Sonra Verildi?

Burada “Gazilik” kelimesinin sadece kişisel bir kahramanlık ödülü olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.

Mustafa Kemal Paşa, Sakarya Muharebesi sırasında yalnızca sembolik bir komutan değildi. 5 Ağustos'ta Başkomutanlık yetkisiyle ordunun sevk ve idaresinde doğrudan sorumluluk üstlenmişti. Sakarya Savaşı sonrasında TBMM'nin verdiği Gazi ve Mareşal unvanları, askeri başarı ile Meclis'in siyasi iradesini bir araya getiren bir anlam taşıyordu.

Daha ilginç olan ise Mustafa Kemal Paşa'nın kendisinin bu ödülü nasıl yorumladığıdır.

TBMM tutanaklarında yer alan değerlendirmeye göre, Mustafa Kemal Paşa kendisine verilen rütbe ve unvan nedeniyle teşekkür ederken Sakarya'daki başarının asıl muhatabının Türk ordusu olduğunu vurgulamıştır. Yani kendisine verilen kişisel onuru doğrudan kişisel bir başarı hikâyesine dönüştürmek yerine ordunun kolektif başarısına bağlamıştır. TBMM CDN+1

Bence bu ayrıntı, “Atatürk'e neden Gazi denildi?” sorusunu anlamak açısından oldukça önemli. Çünkü kararın arkasında tek bir kişinin kahramanlaştırılması kadar, savaşın kolektif niteliğini vurgulayan bir yaklaşım da bulunuyor.

Erkeklerin ve Kadınların Bu Konuya Bakışı Farklı mı?

Burada özellikle dikkatli olunması gereken bir nokta var. “Erkekler olaya objektif bakar, kadınlar duygusal bakar” şeklinde kesin bir genelleme yapmak hem tarihsel gerçekliği açıklamaz hem de insanların düşünme biçimlerini cinsiyete indirgemek olur.

Fakat forum tartışması açısından bazı farklı bakış açılarının nasıl ortaya çıkabildiğini incelemek anlamlı olabilir.

Örneğin askerî tarih, hukuk veya kronolojiyle daha fazla ilgilenen bir erkek okuyucu konuyu şu şekilde ele alabilir:

“153 sayılı Kanun ne zaman kabul edildi? Teklif kimlerden geldi? Oylama nasıl gerçekleşti? Sakarya Zaferi ile unvan arasında doğrudan bir ilişki var mı?”

Bu yaklaşımın merkezinde tarihsel belge ve kurumsal süreç bulunur.

Başka bir erkek okuyucu ise savaşa katılan askerlerin kayıpları, komuta zinciri veya Sakarya'nın askerî sonuçları üzerinden değerlendirme yapabilir. Dolayısıyla “erkeklerin bakışı” bile kendi içinde tek tip değildir.

Aynı şekilde kadın okuyucular arasında da tamamen farklı yaklaşımlar görülebilir. Bir kadın okuyucu için mesele, yalnızca bir komutana verilen askerî unvan olmayabilir. Savaşın aileler üzerindeki etkisi, cephe gerisinde çalışan kadınların deneyimleri, eşini veya oğlunu savaşa gönderen ailelerin yaşadığı belirsizlik ve “gazi” kavramının toplumdaki duygusal karşılığı daha önemli hale gelebilir.

Başka bir kadın okuyucu ise son derece teknik bir tarih araştırması yaparak 153 sayılı Kanun'un metnini inceleyebilir ve toplumsal cinsiyet üzerinden herhangi bir değerlendirme yapmayabilir.

Dolayısıyla burada daha sağlıklı bir karşılaştırma şöyle kurulabilir:

Bir bakış açısı unvanın hukuki ve askerî boyutuna, başka bir bakış açısı ise unvanın toplumdaki anlamına odaklanabilir. Bu farkı erkek-kadın ayrımına zorunlu olarak bağlamak doğru değildir.

Objektif ve Veri Odaklı Bakış Açısı Ne Söylüyor?

Belgelere dayalı yaklaşımda tablo oldukça açık.

- 13 Eylül 1921: Sakarya Meydan Muharebesi Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandı.

- 14/15 Eylül 1921: İsmet Paşa ve Fevzi Paşa tarafından Mustafa Kemal Paşa'ya Gazilik ve Müşirlik verilmesi yönünde teklif gündeme getirildi.

- 19 Eylül 1921: TBMM 153 sayılı Kanun'u kabul etti.

- Sonuç: Mustafa Kemal Paşa'ya Gazilik unvanı ve Müşirlik/Mareşallik rütbesi verildi. TBMM CDN+1

Üstelik TBMM'nin resmi kayıtlarında 153 sayılı kanunun başlığı doğrudan “Büyük Millet Meclisi Reisi Başkumandan Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Gazilik unvanı ita ve rütbei müşiri tevcihine dair Kanun” şeklinde yer alıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Bu nedenle tarihsel soruya veri temelli cevap vermek istersek:

Atatürk'e Gazilik unvanını TBMM verdi.

İsmet Paşa ve Fevzi Paşa ise teklif sürecinde rol oynadı.

Toplumsal ve Duygusal Açıdan “Gazi” Kelimesi Neden Önemli?

Fakat sadece kanun numarasını bilmek, olayın toplumdaki anlamını tamamen açıklamıyor.

“Gazi” kavramı Türk toplumunun tarihsel hafızasında sıradan bir askerî rütbe değildir. Mareşal bir askerî rütbeyken Gazilik farklı bir toplumsal ve sembolik anlam taşır. Bu nedenle 19 Eylül 1921'de verilen iki unsur aslında birbirinden ayrılmalıdır.

Mareşallik, askerî hiyerarşi açısından bir rütbeydi.

Gazilik, savaşta gösterilen fedakârlık ve başarıyla ilişkilendirilen bir onur unvanıydı.

Bu ayrım günümüzde de önemini koruyor. Nitekim TBMM, 19 Eylül tarihinin Gaziler Günü olarak anılmasını Atatürk'e Gazilik unvanının verilmesiyle ilişkilendiriyor. TBMM CDN+1

Toplumsal açıdan bakıldığında bu nedenle olay yalnızca “Mustafa Kemal'e bir ödül verilmesi” şeklinde okunamaz. Gazilik kavramı aynı zamanda savaşın bedelini ödeyen askerlerle toplum arasındaki bağın sembollerinden biri haline gelmiştir.

İlginç Bir Ayrıntı: Atatürk Bu Unvanı Kendisi Mi Aldı?

Hayır.

Bazen “Sakarya'yı kazandığı için Gazi oldu” şeklinde konuşuluyor. Bu ifade günlük kullanımda anlaşılır olsa da hukuki açıdan eksik kalıyor.

Mustafa Kemal Paşa'nın Sakarya'daki başarısı, unvanın verilmesinin temel gerekçesiydi. Fakat Gazilik unvanının hukuki kaynağı TBMM'nin 19 Eylül 1921 tarihli 153 sayılı Kanunu'dur.

Bu fark önemli.

Çünkü tarihsel olaylarda “sebep” ile “hukuki işlem” aynı şey değildir. Sakarya Zaferi siyasi ve askerî zemini oluşturdu; milletvekillerinin teklifleri süreci başlattı; TBMM'nin kabul ettiği kanun ise unvanı resmen verdi.

Bu üç aşamayı ayırdığımızda konu çok daha net hale geliyor.

“Millet Verdi” Demek Yanlış mı?

Tamamen yanlış demek de doğru olmaz; fakat hukuki açıdan yeterince kesin değildir.

TBMM, o dönemde Millî Mücadele'nin siyasi temsil organıydı. Bu nedenle Meclis'in aldığı kararın “millet adına” verilmiş bir takdir olarak yorumlanması anlaşılabilir.

Nitekim TBMM'nin daha sonraki resmi açıklamalarında da Atatürk'e verilen Gazilik unvanı, millet adına gösterilen takdir ve şükran bağlamında ele alınmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi+1

Ancak tarih araştırması yaparken “millet verdi” ile “TBMM kanunla verdi” ifadeleri arasında önemli bir fark vardır.

Birincisi sosyolojik ve sembolik anlatımdır.

İkincisi hukuki ve tarihsel olarak somut anlatımdır.

Forumlarda tartışma yapılırken ikisini birbirine karıştırmamak bence oldukça önemli.

Atatürk'ün Gazilik Unvanı ile TBMM'nin “Gazi Meclis” Olarak Anılması Arasında Bağ Var mı?

Evet, burada da ilginç bir karşılıklı sembolizm ortaya çıkıyor.

TBMM, Millî Mücadele sırasında savaşın siyasi merkeziydi. Meclis'in kendisi de daha sonraki yıllarda “Gazi Meclis” şeklinde anıldı. TBMM'nin resmi tarihçesinde Birinci Meclis'in Kurtuluş Savaşı'nı yönettiği ve Mustafa Kemal'in 19 Eylül 1921'de Gazi ve Mareşal unvanlarını bu Meclis'ten aldığı belirtiliyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi+1

Yani burada tek yönlü bir ilişki yok.

Bir tarafta Meclis, komutana Gazilik unvanı veriyor.

Diğer tarafta aynı Millî Mücadele Meclisi de “Gazi Meclis” olarak tarihsel hafızaya yerleşiyor.

Bu nedenle Gazilik kavramını sadece Mustafa Kemal'in şahsıyla sınırlamak, kavramın dönemin siyasi ve toplumsal bağlamını eksik bırakabilir.

Benim Çıkardığım Sonuç: “Kim Verdi?” Sorusu Neden Bu Kadar Çok Karıştırılıyor?

Bence temel sebep, aynı olayın içinde birden fazla aktör bulunması.

İsmet Paşa ve Fevzi Paşa'nın önerisi var.

Milletvekillerinin verdiği başka teklifler var.

Sakarya Zaferi var.

Mustafa Kemal Paşa'nın Başkomutanlık görevi var.

TBMM'nin kanun çıkarma yetkisi var.

Ve bütün bunların üzerinde toplumun savaşa yüklediği büyük bir anlam var.

Dolayısıyla farklı kişiler farklı parçaları hatırlıyor.

“İsmet ve Fevzi Paşa önerdi” diyen kişi olayın teklif aşamasını anlatıyor.

“Millet verdi” diyen kişi olayın sembolik anlamını anlatıyor.

“Sakarya Zaferi'nden sonra verildi” diyen kişi unvanın ortaya çıkmasına neden olan askerî gelişmeyi anlatıyor.

Ama “Atatürk'e Gazilik unvanını kim verdi?” sorusunun tarihsel ve hukuki cevabı yine değişmiyor: Türkiye Büyük Millet Meclisi, 19 Eylül 1921 tarihinde 153 sayılı Kanun ile Mustafa Kemal Paşa'ya Gazilik unvanını verdi. Aynı kanunla Müşir, yani Mareşal rütbesi de verildi. TBMM CDN+1

Forumda Tartışmaya Değer Sorular

Sizce bu olay anlatılırken “TBMM verdi” demek yeterli mi, yoksa İsmet Paşa ve Fevzi Paşa'nın teklif sürecindeki rolü de mutlaka belirtilmeli mi?

Gazilik unvanının Mustafa Kemal'in şahsi askerî başarısından çok, Sakarya'da mücadele eden ordunun kolektif başarısını temsil ettiğini düşünüyor musunuz?

Bir de şu ayrımı nasıl değerlendiriyorsunuz: Mareşallik askerî bir rütbe, Gazilik ise toplumsal ve tarihsel anlamı çok daha geniş bir unvan. Sizce günümüzde bu iki kavram yeterince doğru anlatılıyor mu?

Son olarak, tarihî olaylara kadınların veya erkeklerin farklı yaklaşabileceğini düşünüyorsanız, bunu cinsiyete dayalı genellemeler yerine eğitim, aile geçmişi, askerlik deneyimi, savaş hafızası, meslek veya kişisel tarih gibi hangi faktörlerle açıklamak daha doğru olur?

Bence asıl tartışmaya değer nokta burada: Tarihi yalnızca “kim, ne zaman, hangi kanunu çıkardı?” şeklinde okumak mı daha sağlıklı, yoksa aynı olayın toplumun farklı kesimlerinde bıraktığı anlamları da birlikte değerlendirmek mi?

Kaynaklar ve Belgeler

- Türkiye Büyük Millet Meclisi, 153 sayılı Kanun ve TBMM tutanakları: Mustafa Kemal Paşa'ya Gazilik unvanı ve Müşirlik rütbesinin verilmesine ilişkin asli parlamento kayıtları. Türkiye Büyük Millet Meclisi

- TBMM, Türk Parlamento Tarihi – Millî Mücadele ve TBMM: 19 Eylül 1921, 153 sayılı Kanun ve teklif sürecine ilişkin tarihsel kayıt. TBMM CDN

- TBMM, Kurtuluş Savaşı Müzesi / Meclis tarihi: 5 Ağustos 1921 Başkomutanlık ve 19 Eylül 1921 Gazilik-Mareşallik kararları. Türkiye Büyük Millet Meclisi

- TBMM, TBMM Albümü: 19 Eylül 1921'de 153 sayılı Kanun ile Gazi ve Müşir rütbelerinin verilmesine ilişkin kronoloji. TBMM CDN

- Afyon Kocatepe Üniversitesi, Atatürk'ün Hayatı: Sakarya Muharebesi ve 153 sayılı Kanun hakkında akademik kurum kaynağı. aiit.aku.edu.tr