2010'da hangi PlayStation vardı ?

Ceren

New member
2010'da Hangi PlayStation Vardı? PS3, PS2 ve PSP Üzerinden Veri Odaklı Bir Karşılaştırma

2010'da Hangi PlayStation Vardı? Önce Tarihi Netleştirelim

2010 denince benim aklıma doğrudan PlayStation 3 geliyor ama bu sorunun cevabı aslında tek kelimelik değil. Çünkü 2010 yılında piyasada yalnızca PS3 yoktu; PlayStation 2 hâlâ satılıyor, taşınabilir tarafta ise PSP güçlü biçimde yoluna devam ediyordu. Üstelik yıl içinde PS3 için PlayStation Move gibi yeni bir kontrol sistemi çıktı ve PS3'ün sabit disk seçenekleri genişletildi.

Dolayısıyla “2010'da hangi PlayStation vardı?” sorusunun en doğru cevabı şu: PlayStation 3, PlayStation 2 ve PlayStation Portable (PSP) aynı dönemde PlayStation ailesinin aktif ürünleriydi. Ancak bunların her biri farklı bir kullanıcı ihtiyacına hitap ediyordu.

Burada ilginç olan nokta, 2010'daki bir oyuncunun konsol seçimini yalnızca işlemci, depolama alanı veya grafik gücü üzerinden yapmamasıydı. Kimi kullanıcı için Blu-ray oynatabilmek önemliydi, kimi için fiyat, kimi için arkadaşlarla aynı odada oyun oynamak, kimi için de cihazın aile içinde nasıl kullanılacağı belirleyiciydi.

Forumda bence asıl tartışılması gereken konu da bu: 2010 şartlarında en mantıklı PlayStation hangisiydi?

2010'un Asıl Yeni Nesil Konsolu: PlayStation 3

2010 yılında PlayStation ailesinin teknolojik açıdan merkezinde PS3 bulunuyordu. Aslında konsol 2006'da piyasaya çıkmıştı. Kuzey Amerika'daki lansman fiyatları 20 GB model için 499 dolar, 60 GB model için 599 dolardı. Blu-ray sürücüsü, sabit disk, Gigabit Ethernet ve yüksek çözünürlüklü görüntü desteği gibi özellikleriyle Sony onu yalnızca bir oyun cihazı olarak değil, dönemin “ev eğlence sistemi” olarak konumlandırıyordu.

Fakat 2010'a geldiğimizde tablo ciddi biçimde değişmişti.

2009'da çıkan Slim model 120 GB sabit diskle birlikte ABD'de 299 dolar, Avrupa'da 299 avro tavsiye edilen satış fiyatıyla sunulmuştu. Önceki modele göre yüzde 32 daha küçük, yüzde 36 daha hafif ve yüzde 34 daha düşük güç tüketimine sahipti.

Bu ayrıntı önemli. Çünkü 2006'daki “çok pahalı ve büyük teknoloji ürünü” algısı 2010'da önemli ölçüde değişmişti. PS3 artık daha ulaşılabilir, daha küçük ve daha olgun bir üründü.

Sony'nin mali yıl verileri de PS3'ün yükselişini gösteriyor. 31 Mart 2010'da sona eren mali yılda yaklaşık 13 milyon PS3 satıldı. Bir önceki mali yılda bu rakam yaklaşık 10,1 milyondu. Aynı dönemde PS3 yazılım satışları 115,6 milyon adede ulaşmıştı.

Yani 2010'da PS3 yalnızca teknik olarak yeni nesil değildi; ticari olarak da Sony'nin ana konsoluydu.

Peki PS2 2010'da Hâlâ Var mıydı? Kesinlikle Evet

Bugünden bakınca “PS3 çıktıysa PS2 bitmiştir” diye düşünmek kolay. Fakat 2010'un gerçekliği böyle değildi.

PS2, 2010'da hâlâ satışta olan ve çok geniş oyun kütüphanesine sahip bir platformdu. Sony'nin mali verilerine göre 31 Mart 2010'da sona eren mali yılda yaklaşık 7,3 milyon PS2 satıldı. Bu, yeni nesil PS3'ün 13 milyonluk satışının gerisinde olsa da, sekizinci nesil olmayan bir konsol için oldukça dikkat çekici bir rakamdı.

Burada fiyat faktörü çok önemliydi.

Bir aile açısından bakıldığında PS3 almakla PS2 almak arasında yalnızca “grafik kalitesi” farkı yoktu. Konsolun kendisine, oyunlara ve aksesuarlarına yapılacak toplam harcama farklıydı. PS2'nin devasa oyun kütüphanesi de yeni oyuncular için önemli bir avantajdı.

Üstelik herkes Full HD televizyon, Blu-ray ve çevrim içi oyun gibi özelliklerin peşinde değildi.

Bugün eski konsolları değerlendirirken yaptığımız en büyük hatalardan biri, geçmişi bugünün standartlarıyla ölçmek. 2010'da bir aile için “PS2'nin grafikleri PS3 kadar iyi değil” demek doğru olabilir ama bu, “PS2 kötü bir seçim” anlamına gelmiyordu.

Tam tersine, bütçe odaklı kullanıcı için PS2 son derece rasyonel bir seçenek olabiliyordu.

PSP'yi Unutmamak Gerekiyor: PlayStation Sadece Salon Konsolu Değildi

2010'daki üçüncü önemli PlayStation platformu PSP'ydi.

PlayStation Portable, PS3'ten farklı olarak televizyon merkezli değildi. Taşınabilir oyun deneyimi sunuyordu ve özellikle seyahat eden, okul veya iş arasında oyun oynamak isteyen kullanıcılar açısından farklı bir ihtiyaca cevap veriyordu.

Sony'nin verilerine göre 31 Mart 2010'da sona eren mali yılda yaklaşık 9,9 milyon PSP satıldı. Aynı dönemde PSP yazılım satışları 44,4 milyon adede ulaştı.

Dolayısıyla 2010'da “hangi PlayStation vardı?” sorusuna yalnızca PS3 cevabını vermek tarihsel açıdan eksik olur.

Aslında Sony'nin ürün stratejisi üç farklı kullanım senaryosu oluşturuyordu:

PS3: Evde güçlü, yüksek çözünürlüklü ve çok amaçlı eğlence.

PS2: Daha uygun maliyetli, dev oyun kütüphanesine sahip ev konsolu.

PSP: Taşınabilir PlayStation deneyimi.

Bu üçlü, PlayStation markasının 2010'da neden hâlâ çok güçlü olduğunu anlamak açısından oldukça önemli.

Erkek Oyuncular ve Kadın Oyuncular Açısından Bakınca Gerçekten Bir Fark Var mıydı?

Burada biraz dikkatli olmak gerekiyor. “Erkekler teknik özelliklere bakar, kadınlar duygusal deneyime bakar” şeklinde kesin bir cümle kurmak hem bilimsel açıdan zayıf hem de 2010'daki oyuncu kitlesinin gerçek çeşitliliğini yansıtmıyor.

Buna rağmen forum tartışmalarında bu iki yaklaşımı birer analitik eğilim olarak karşılaştırmak faydalı olabilir. Çünkü aynı konsola bakan iki kişinin satın alma kriterleri gerçekten farklılaşabiliyor.

Örneğin daha veri odaklı yaklaşan bir kullanıcı PS3'ü değerlendirirken işlemci mimarisine, Blu-ray sürücüsüne, sabit disk kapasitesine, fiyatına, oyun satışlarına ve çevrim içi altyapısına bakabilir.

Bu kullanıcı için 2010 PS3'ünün 299 dolarlık fiyatı, 120 GB depolama alanı ve Blu-ray desteği önemli veriler olabilir. 2010 sonbaharında ise Sony 160 GB PS3'ü 299,99 dolardan sunmaya başladı; 320 GB model ise PlayStation Move içeren Sports Champions paketiyle 399,99 dolara çıktı.

Fakat başka bir kullanıcı için aynı rakamlar tek başına karar vermeye yetmez.

Konsolun evde kimlerle kullanılacağı, çocuklarla birlikte oynanıp oynanmayacağı, arkadaş grubunun hangi cihazı kullandığı, oyunların anlatısal yapısı veya cihazın salonda nasıl konumlandığı da satın alma kararını etkileyebilir.

Bunu kadınlara özgü bir davranış olarak görmek doğru olmaz. Aynı şekilde “erkekler sadece donanım özelliklerine bakar” demek de gerçek oyuncu davranışını açıklamaz.

Nitekim Entertainment Software Association'ın 2010 araştırması ABD'deki oyuncuların %40'ının kadın olduğunu ortaya koyuyordu. Oyuncuların ortalama yaşı 34'tü ve oyuncuların %67'sinin yaşadığı hanelerde bilgisayar veya video oyunu oynanıyordu.

Daha da önemlisi, oyuncuların %62'si haftada en az bir saat başka oyuncularla yüz yüze oyun oynadığını belirtiyordu.

Bu veriler bize şunu söylüyor: Oyun kültürü 2010'da bile “yalnız başına odasında oyun oynayan genç erkek” kalıbından çok daha genişti.

Dolayısıyla kadın ve erkek deneyimlerini karşılaştırırken cinsiyeti kesin bir açıklama olarak değil, farklı kullanıcı deneyimlerinin olası bağlamlarından biri olarak ele almak daha doğru.

Kadın Oyuncular Açısından PS3'ün İlginç Tarafı Ne Olabilirdi?

2010'da PS3'ün kadın oyuncular açısından potansiyel olarak önemli taraflarından biri oyunların çeşitlenmesiydi.

Burada “kadınlar şu tür oyunları sever” gibi basit bir sınıflandırma yapmak yerine farklı deneyimlere bakmak daha anlamlı.

Örneğin bazı oyuncular için Heavy Rain gibi anlatı ağırlıklı oyunlar PS3'ün cazibesini artırıyordu. Sony'nin kendi 2009 duyurusunda oyun, seçimlerin hikâyenin gidişatını etkilediği “duygusal” bir deneyim olarak tanıtılmıştı.

Bu tür oyunlar, konsolun yalnızca refleks ve rekabet aracı olmadığını gösteriyordu.

Fakat aynı PS3'ü kadın bir oyuncu çevrim içi rekabet, spor, aksiyon veya RPG oyunları için de tercih edebilirdi. Dolayısıyla “kadın = hikâye, erkek = teknik özellik” şeklindeki denklem gerçeği açıklamaz.

Daha doğru soru şu olabilir:

Bir oyunun sosyal, duygusal veya anlatısal boyutu satın alma kararında ne kadar etkiliydi ve bu etkinin cinsiyetle ilişkisi gerçekten ne kadar güçlüydü?

Bence 2010 açısından daha ilginç soru bu.

PlayStation Move ve Sosyal Oyun Deneyimi

2010'u diğer yıllardan ayıran önemli gelişmelerden biri PlayStation Move'un piyasaya çıkmasıydı.

Sony, Move'u PS3'e hareket tabanlı oyun deneyimi getiren bir sistem olarak tanıttı. Avrupa'da 15 Eylül 2010'da, Kuzey Amerika'da 19 Eylül'de satışa çıktı. Motion Controller'ın ABD tavsiye fiyatı 49,99 dolardı; Navigation Controller ise 29,99 dolardı.

Move'un çalışması için PlayStation Eye kamerası da gerekiyordu. Sistem herhangi bir PS3 modeliyle uyumluydu.

Bunun sosyal açıdan önemli bir sonucu vardı.

Klasik kumanda, özellikle tek oyunculu veya rekabetçi oyunlarda belirli bir kullanıcı deneyimi oluştururken hareket kontrollü oyunlar salondaki diğer insanların da oyuna katılmasını kolaylaştırabiliyordu.

Bu noktada aile deneyimi, arkadaş ortamı ve birlikte oynama gibi unsurlar öne çıkıyordu.

Ama yine burada cinsiyet üzerinden sonuç çıkarmamak gerekiyor. Bir erkek oyuncu Move'u ailesiyle birlikte eğlenceli olduğu için tercih edebilir; bir kadın oyuncu ise tam tersine geleneksel DualShock kontrolcüsünü tercih edebilir.

Yani cihazın toplumsal kullanım biçimi cinsiyetten çok kişinin oyun alışkanlıkları ve sosyal çevresiyle ilişkili olabilir.

PS3 mü PS2 mi? 2010 Şartlarında Objektif Karşılaştırma

Kriter PS3 PS2

Teknoloji Yeni nesil Önceki nesil

HD deneyimi Evet Hayır

Blu-ray Evet Hayır

Dahili HDD Evet Modele göre değişken

Çevrim içi özellikler Güçlü Çok daha sınırlı

Oyun kütüphanesi Genişleyen Çok geniş ve olgun

Fiyat avantajı 2010'da daha ulaşılabilir Daha ekonomik

Aile bütçesi Daha yüksek yatırım Daha düşük yatırım

Geleceğe dönüklük Yüksek Düşük

Taşınabilirlik Yok Yok

Bu tabloya bakınca PS3'ün teknik olarak açık ara daha gelişmiş olduğu görülüyor.

Ancak “en gelişmiş” ile “en mantıklı” aynı şey değil.

Örneğin 2010'da bütçesi sınırlı olan bir aile için PS2'nin hâlâ milyonlarca adet satılması şaşırtıcı değildi. Sony'nin aynı mali yılda 7,3 milyon PS2 satmış olması bunun somut göstergesi.

Benim analizime göre burada en önemli değişken toplam sahip olma maliyeti.

Konsol fiyatına yalnızca cihaz olarak bakarsanız PS3 daha pahalı görünüyordu. Fakat Blu-ray oynatıcı, medya merkezi ve çevrim içi oyun özelliklerini de hesaba kattığınızda değer hesabı değişiyordu.

Bu nedenle 2010'da PS3'ün fiyatını yalnızca “oyun konsolu” fiyatı olarak değerlendirmek eksik kalır.

PS3'ün 2010'daki Asıl Gücü: Sadece Oyun Oynamaması

PS3'ü PS2'den ayıran en önemli noktalardan biri, cihazın bir medya ve internet merkezi haline gelmesiydi.

Sony'nin 2010 yıllık raporuna göre Nisan 2010 sonunda PlayStation Network'te kayıtlı hesap sayısı 47 milyonu aşmıştı ve indirilen içeriklerin toplamı 980 milyonun üzerindeydi. PSN 58 ülke ve bölgede hizmet veriyordu.

Haziran 2010'da Sony, PlayStation Network kayıtlı hesaplarının dünya çapında 50 milyonu aştığını açıkladı. Aynı dönemde PlayStation Plus abonelik hizmeti de başladı.

Bu, 2010'daki oyun deneyiminin fiziksel diskten çok daha fazlası olduğunu gösteriyor.

Bir PS3 sahibi artık yalnızca konsolu açıp disk takmıyordu. Dijital içerik, çevrim içi oyun, video, indirilebilir içerik ve sosyal özellikler giderek daha önemli hale geliyordu.

Bugün bunu normal karşılıyoruz. Fakat 2010 açısından bakıldığında bu, konsol kullanım alışkanlığının önemli bir dönüşümüydü.

Kadın ve Erkek Kullanıcıların Deneyimlerini Karşılaştırırken Asıl Dikkat Edilmesi Gereken Nokta

Bence bu tartışmanın en değerli tarafı, cinsiyetleri iki kutba ayırmak değil; aynı teknolojinin farklı insanlar için farklı anlamlara gelebileceğini görmek.

Örneğin teknik özelliklere çok önem veren bir kadın oyuncu için PS3'ün Blu-ray sürücüsü ve sabit disk kapasitesi satın alma kararında belirleyici olabilir.

Aynı şekilde oyunların hikâyesine ve sosyal boyutuna önem veren bir erkek oyuncu için Heavy Rain, çevrim içi arkadaş grubu veya aileyle oynanan Move oyunları çok daha önemli olabilir.

Bu nedenle “erkekler objektif, kadınlar duygusal” demek yerine şöyle bir ayrım yapmak daha sağlıklı:

Bir grup kullanıcı satın alma kararını ölçülebilir teknik kriterlerle açıklayabilirken, başka bir grup kullanıcı deneyimin sosyal ve duygusal sonuçlarını daha fazla önemseyebilir. Bu grupların cinsiyetle birebir örtüşmesi gerekmez.

Zaten 2010 ESA verilerindeki %40 kadın oyuncu oranı bile oyuncu profilinin düşünüldüğünden daha çeşitli olduğunu gösteriyordu.

Üstelik araştırmanın gösterdiği gibi oyuncuların önemli bölümü başkalarıyla birlikte oyun oynuyordu. Dolayısıyla oyun konsolu yalnızca kişisel teknoloji ürünü değil, aynı zamanda sosyal bir araçtı.

2010'da Hangisini Alırdım?

2010 şartlarını gerçekten dikkate alırsam benim sıralamam kullanım amacına göre değişirdi.

En güçlü genel seçenek: PS3.

Çünkü yeni nesil grafikler, Blu-ray, HDD, PSN, çevrim içi oyun ve 2010 sonrasında da büyümeye devam edecek bir platform sunuyordu. Üstelik 2009 Slim modeliyle birlikte 299 dolarlık seviyeye inmişti.

En ekonomik seçenek: PS2.

Yeni nesil özelliklere ihtiyacım yoksa ve geniş bir oyun kütüphanesine mümkün olduğunca düşük maliyetle erişmek istiyorsam PS2 hâlâ mantıklıydı.

Taşınabilirlik için: PSP.

Ev dışında oyun oynama ihtiyacı varsa diğer iki cihazla doğrudan rekabet etmiyordu; farklı bir ihtiyacı karşılıyordu.

Dolayısıyla “2010'un en iyi PlayStation'ı hangisiydi?” sorusunun tek bir cevabı yok. Fakat “2010'un ana PlayStation platformu hangisiydi?” derseniz cevap net biçimde PS3.

Sonuç: 2010, PlayStation Tarihinde Bir Geçiş Noktasıydı

2010, PlayStation açısından ilginç bir ara dönemdi. PS2 henüz tamamen tarih olmuş değildi. PSP güçlü bir taşınabilir platform olarak varlığını sürdürüyordu. PS3 ise artık pahalı ilk dönemini geride bırakıp daha ince, daha ucuz ve daha fazla dijital hizmet sunan olgun bir konsola dönüşüyordu.

Sony'nin rakamları bunu destekliyor: 2010 mali yılında yaklaşık 13 milyon PS3, 9,9 milyon PSP ve 7,3 milyon PS2 satıldı.

Bence 2010'u özel yapan şey de tam olarak bu üçlü yapıydı.

Bir tarafta geçmiş neslin erişilebilirliği, diğer tarafta yeni neslin teknolojik kapasitesi, üçüncü tarafta ise taşınabilir oyun vardı.

Ve kullanıcı deneyimi yalnızca teknik özelliklerden ibaret değildi. Kiminle oynadığınız, evde konsolu kimin kullandığı, bütçeniz, oyun zevkiniz, sosyal çevreniz ve hatta konsolun evde nasıl konumlandığı bile tercihi değiştirebiliyordu.

Bugünden geriye baktığımızda PS3'ün kazanan platform olduğu açık görünüyor. Ama 2010'da PS2 alan bir kişinin “yanlış konsol” aldığını söylemek haksızlık olur.

Asıl soru şu:

2010'da elinizde 300 dolar olsaydı, PS3 Slim mi alırdınız, daha ucuz bir PS2 mi tercih ederdiniz, yoksa taşınabilirlik nedeniyle PSP'ye mi yönelirdiniz?

Bir başka tartışma konusu da şu: Sizce bir konsolun “en iyi” olması teknik özellikleriyle mi belirlenmeli, yoksa aile içinde yarattığı sosyal deneyim, oyun kütüphanesi ve kullanım kolaylığı da hesaba katılmalı mı?

Kadın ve erkek oyuncuların tercihleri konusunda ise daha da merak ediyorum: Sizce cinsiyet gerçekten konsol seçiminde anlamlı bir değişken mi, yoksa gelir, yaş, oyun geçmişi ve sosyal çevre gibi faktörler çok daha mı belirleyici?

Kaynaklar

- Sony Interactive Entertainment – PS3 Slim duyurusu - PS3 Slim'in 120 GB kapasitesi, 299 dolarlık fiyatı ve fiziksel tasarım değişiklikleri.

- Sony Interactive Entertainment – PS3 lansman bilgileri - PS3'ün 2006 lansmanı, fiyatı ve teknik özellikleri.

- Sony Interactive Entertainment – 2010 PS3 modelleri - 160 GB ve 320 GB PS3 modelleri ile 2010 fiyatlandırması.

- Sony Interactive Entertainment – PlayStation Move - Move'un 2010 çıkışı, fiyatı ve bölgesel lansman tarihleri.

- Sony Annual Report 2010 - PS3, PS2 ve PSP donanım/yazılım satışları ile PlayStation Network verileri.

- ESA – Essential Facts arşivi - 2010 dönemi oyuncu demografisi ve sektör araştırmalarının arşivi.

- U.S. SEC – Sony finansal raporu - Sony'nin mali yıl bazında PS3, PS2 ve PSP satış verileri.

Kaynak bağlantılarını metinle eşleştirABD ve Avrupa fiyatlarını açıkça ayır

Kaynak bağlantılarını metinle eşleştir

ABD ve Avrupa fiyatlarını açıkça ayır

Kadın-erkek karşılaştırmasını daha metodolojik kur